.Sözüm Ona.
OOO KİMLER GELMİŞ

Lütfen Giriş Yapınız,Yada Üye Olunuz!
Umarız Forumumuzda İyi vakit geçirirsiniz...



.Sözüm Ona.

.____ SÖZÜM ONA ____.
 
AnasayfaKapıGaleriAramaKayıt OlGiriş yapİLetiŞiM
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Sosyologlar sokağı önemli toplantı duyurusu.
Cuma Ara. 08, 2017 9:04 am tarafından Muhtesim

» bulutun gözyaşları
Cuma Ara. 08, 2017 8:04 am tarafından Muhtesim

» Sosyologlar sokağı ve Simas Dergisi
Paz Ara. 03, 2017 11:12 am tarafından Muhtesim

» Adananın tarihi ve Turistik yerleri
Çarş. Kas. 22, 2017 10:13 am tarafından Muhtesim

» Dostoyevski ve Dostoyevski
Ptsi Kas. 20, 2017 10:27 am tarafından Muhtesim

» fenerbahçe 4 - sıvasspor 1
Paz Kas. 19, 2017 8:29 am tarafından Muhtesim

» Thomas edison ve annesi
Paz Kas. 19, 2017 4:49 am tarafından Muhtesim

» eğer istediğin olmazsa
Paz Kas. 19, 2017 2:23 am tarafından Muhtesim

» sevgiyle paylaş.
Paz Kas. 19, 2017 12:59 am tarafından Muhtesim

» samiyetin mesafesi.
C.tesi Kas. 18, 2017 11:46 am tarafından Muhtesim

En iyi yollayıcılar
Muhtesim
 
berfin
 
karanfil
 
Necati
 
hzn
 
SusKun
 
Aslı
 
ela-gözlüm
 
buket_07
 
Şamil
 
Anahtar-kelime
adamlığı Dostoyevski sokağı sosyolog kalbim bıyık
SAAT
NAMAZ ÖĞRENİYORUM
NAMAZ HABERLERİ
  SİTENE EKLE
SİTENE EKLE
Kur’an-i Kerim OgReN
www.baktube.tr.gg
sitene ekle
İstiklal Marşı
İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy


GüNüN SöZü

Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

  Küreselleşme ve Günümüz Sosyal Politika Sorunları / sosyal politika ders özetleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Küreselleşme ve Günümüz Sosyal Politika Sorunları / sosyal politika ders özetleri   Paz Ocak 03, 2016 6:49 am

Küreselleşme Küreselleşme Nedir? İktisadi alanda ortaya çıkan gelişmeleri ifade etmek için kullanılan küreselleşme zaman içinde sosyal, politik ve kültürel boyut kazanmıştır. Özellikle 1980’ler sonrasında farklı meslek gruplarına ait kesimler yaşadıkları farklı süreçleri açıklamak için küreselleşmeyi referans olarak kullanmışlardır. Ayrıca küreselleşme gelecek dönem projeksiyonlarının yapılandırılmasında sebep, sonuç veya belirleyici faktör olarak dikkate alınan bir referans olmuştur. Küreselleşmenin, farklı kesim ve kişilerce yapılmış ve değişik bakış açılarını yansıtan tanımları vardır. Bu tanımlara ilaveten Dünya Bankasının, Birleşmiş Milletlerin, Uluslararası Para Fonunun, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütünün küreselleşmeyle ilgili farklı tanımları ve değerlendirmeleri mevcuttur. Yukarıda sözü edilen kurumların içinde ILO, küreselleşmenin toplumlar ve ülkelerarası eşitsizlikleri artırdığına vurgu yaparak küreselleşme sürecinin ancak iyi yönetilmesi ile bu olumsuzluğun giderilebileceğini savunur. Küreselleşmenim Doğuşu ve Gelişimi Küreselleşmenin ortaya çıkışıyla ilgili ilk görüş, 15. yüzyılda yeni keşifleri takip eden dönem ile Sanayi Devrimi ve bunu takip eden 19. yüzyıldaki ticaret artışının gerçekleştiği dönemi başlangıç olarak alır. Bu görüş dayanağını 19. yüzyılın son çeyreği ile Birinci Dünya Savaşı öncesi dönemler arasındaki 50 yıllık süredeki hızlı üretim ve ticaret artışından alır. Ancak bu görüş zayıf kalmış fazla taraftar bulmamıştır. İkinci görüş küreselleşmenin 1980’li yıllarda başladığını söyler. Bu süreci besleyen faktörlerin arasında şunlar sayılabilir: a) İkinci Dünya Savaşı sonrası üretim artışı, b) ABD, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde takip edilen neoliberal ekonomik politikalar, c) Haberleşme teknolojisindeki hızlı gelişme, TV yayıncılığının ve internet kullanımının artışı, d) Doğu bloğunda yer alan ülkelerin Batı ile bütünleşme çabaları, e) Serbestleşme politikaları, f) Uluslararası bankacılık ve finans işlemlerinin kolaylaşması ve piyasaların bütünleşmesi, g) Güneydoğu Asya ülkelerinin hızlı kalkınma çabaları. Bu görüş taraftarları, küreselleşmeyi yalnızca mal ve hizmet ticareti artışına bağlı ‘kantitatif-sayısal’ bir değişim olarak görmemekte; politik, sosyal ve kültürel boyutuna da vurgu yapmaktadır. IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşların da küreselleşme sürecine katkısı büyüktür.
Farklı Yaklaşımlara Göre Küreselleşme Küreselleşme ile ilgili yaklaşımlar 3 ana başlıkta incelenebilir. Bunlar: a) Aşırı Küreselleşmeciler (hyperglobalists) b) Şüpheciler (skeptical) c) Dönüşümcüler ( transformationalists) Aşırı küreselleşmecilere göre küreselleşme “yeni bir çağın adı”dır. Bu dönemde ulus devlet önemini kaybederken, “piyasa düzenleyici” kurallarının uluslararası örgütler tarafından belirlenmesi; ekonomik hayatla ilgili piyasa kurallarına yönelik ulusal hukukun yerini uluslararası hukukun alması yönünde bir değişim yaşanmıştır. Şüpheciler bu sürecin yeni olmadığını 1. Dünya Savaşı öncesi dönemle benzerlik gösterdiğini ileri sürerler. Bu görüşe göre küreselleşme ekonomik bakımdan dünya çapında bütünleştirici bir sonuç doğurmamıştır. Küreselleşme, dünya genelinde toplam üretim artışını sağlamış görünmekle birlikte bu artışın bölgeler, ülkeler ve toplumlar arasındaki paylaşımı adil olmamıştır. Bu görüşe göre küreselleşme hem olumsuz sosyal sonuçlar doğurmakta, hem de ulus devlet ve sosyal devleti de zayıflatmaktadır. Dönüşümcüler ise küreselleşmeyi olumlu ve olumsuz sonuçları ile birlikte değerlendirirler. Küreselleşme sürecinin ortaya çıkaracağı olumsuz sonuçlara müdahale edilmesini, yönlendirilmesini ve yönetilmesini öngörürler. Bu bakımdan dönüşümcüler daha dengeli bir bakış açısına sahiptirler. Küreselleşmenin Göstergeleri Küreselleşmenin temel göstergeleri aşağıdaki gibi sıralanabilir: Uluslararası Mal ve Hizmet Ticaretinin Artması: İkinci Dünya Savaşından sonra uluslararası ticareti engelleyen yüksek gümrük tarifeleri ve yasakların kalkması, ülkeler arası mal ve hizmet ticaretinin hacmini artırmıştır. Bu da küreselleşmenin en önemli göstergesidir. Uluslararası mal ticareti İkinci Dünya Savaşına kadar sanayileşmemiş ülkelerden sanayileşmiş ülkelere hammadde ticareti şeklindeyken, savaş sonrası yönünü ABD’ye çevirmiştir. 1980’ler sonrasında ise mal ticareti Uzak Doğu ve Doğu Asya ülkelerine kaymıştır. Küreselleşmenin bir özelliği olan hizmet ticareti mal ticaretinin kapasitesine ulaşamamıştır. Hizmet ihracatı ve ithalatı bakımından ABD önde gelmektedir. Uluslararası Sermaye Hareketleri ve Yatırımların Artışı: Son 20 yıllık dönemde dünya mal ve hizmet ticareti 8,5 kat artmıştır. Bu artış, doğrudan yabancı sermaye yatırımı için 12 kattır. 1980’li yıllarda yaşanan krizden sonra uluslararası sermaye yabancı yatırımlara doğru kaymıştır. 1973 yılından itibaren başlayan finansal serbestleşme 1980’li yıllardan itibaren sanayileşmiş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Muhtesim
Admin
Admin
avatar

Ruh HaLi :
Hangi ülkedensiniz :
Mesaj Sayısı : 4070
Nerden : istanbul
Teşekkür Sayısı : 9209
Kayıt tarihi : 30/10/08

DoSt GüLLeRİ
ŞİİRLERİM: 22

MesajKonu: Geri: Küreselleşme ve Günümüz Sosyal Politika Sorunları / sosyal politika ders özetleri   Paz Ocak 03, 2016 6:56 am

ülkelerin kendi içinde sermaye hareketlerini hızlandırmıştır. Haberleşme ve Ulaşım Maliyetlerinin Düşmesi ve İletişimin Artışı: Teknolojik gelişmenin bir neticesi olarak ulaşım ve haberleşme maliyetlerinin düşmesi küreselleşme sürecini hızlandırmıştır. Teknolojik gelişme aynı zamanda iletişim ve bilgi aktarma sürecini de hızlandırmıştır. Haberleşme süresinin kısalması ve maliyet düşüşü hem bilgi transferini hızlandırmış hem de ticaretin bütünleşmesini kolaylaştırmıştır. Son 20 yılda haberleşme teknolojisinin hızlı ilerlemesi enformasyon toplumu oluşturma sürecine de önemli katkıda bulunmuştur. Aslında bilgi ve iletişim teknolojisiyle küreselleşme karşılıklı etkileşim halinde olan iki alandır. Çok Uluslu İşletmelerin Büyümesi: Küreselleşme sürecinin en somut ve görünen yönünü çok uluslu işletmeler oluşturur. Bu işletmelerin küreselleşme sürecinde belirleyici rolleri vardır. Ancak bu şirketlere yönelik bazı eleştiriler söz konusudur. Bunları sıralayacak olursak: a) Birçok şirketin ülke ekonomilerinden daha güçlü hale gelmesi, b) Çok uluslu işletmelerin köken ülke ve faaliyet gösterdikleri ülke politikalarından bağımsız politika izlemeleri ve siyasi otorite üzerinde etkili olmalarıdır. Çok uluslu işletmeler bankacılık, petrol, otomotiv, elektronik, perakende satış ve ilaç sanayi gibi belirli alanlarda faaliyetlerini yoğunlaştırmışlardır. Bunların arasında otomotiv sanayi, tüm dünya ülkelerinde bu şirketlerce gerçekleştirilmektedir. Küreselleşme Ve Sosyal Politika Küreselleşmenin Sosyal Boyutu Küresel ekonomik krizler, küreselleşmenin sosyal boyutunu ve olumsuz sosyal sonuçlarını daha belirgin hale getirmiştir. Küreselleşmenin sosyal boyutuna yönelik en önemli eleştiri ulus devletlerin kendi içinde ve aralarındaki eşitsizlikleri artırmasıdır. Küreselleşme sürecinin sürdürülebilirliği, yol açtığı sosyal sorunların giderilmesi ve potansiyel faydalarından faydalanmada fırsat eşitliğinin yaratılması ile mümkündür. Küreselleşmenin sosyal hayata ve sosyal politika uygulamalarına yönelik olumsuz etkilerinin kaynağı doğrudan ve dolaylı etkiler olarak ikiye ayrılır: a) Dünya Bankası, IMF ve OECD gibi kuruluşların belirlediği mal, hizmet ve sermaye hareketlerine yönelik ”uluslararası yeni düzen ve bu düzenin işleyiş kuralları” ile çok uluslu şirketlerin yatırım yaptıkları ülkelerdeki işyerlerindeki izledikleri istihdam, ücret ve örgütlendirme politikaları doğrudan etkileri oluşturur. b) Küreselleşmenin ulus devleti ve buna bağlı olarak da sosyal devleti değiştirmesi ve
dönüştürmesi sosyal politikaya yönelik dolaylı etkilerin kaynağını oluşturur. Küreselleşmenin yol açtığı sosyal politika problemleri şöyle sıralanabilir: a) İnsanlar, ülkeler ve bölgeler arasındaki ve içindeki eşitsizlikleri artırması b) Yoksulluğun artışı ve derinleşmesi c) Sosyal korumanın zayıflaması ve artan güvencesizlik ile istihdam piyasalarında yarattığı belirsizlik Küreselleşme, Ulus Devlet ve Sosyal Devletin Değişimi Sosyal devlet, ulus devletin sosyal politika uygulamaları ile ortaya çıkan bir devlet anlayışını oluşturduğu için küreselleşme ulus devleti değiştirdiği ölçüde sosyal devleti de değiştirmektedir. Küreselleşme ancak ulus devletin bu sürece yol açmasıyla mümkün olur. “Ulus devlet küreselleşmenin gerçekleşmesi için neler yapar?” sorusunun cevaplarını şu şekilde verebiliriz: a) Ulus devletin kendine ait yetki alanını daraltması b) Ulusal sınırları kaldırarak veya geçirgenliği artırarak mal ve hizmet ticaretinin serbestliğini sağlaması c) Gümrük politikalarından vazgeçmesi d) Gümrük vergisi ve tarifelerinin serbestleşmesi e) Ülke sınırları içinde geçerli olan mülkiyet ve yatırım politikalarını değiştirmesi f) Özelleştirme g) Yabancılara mülk satışı, yatırım izni verilmesi h) Kamuya ait bazı faaliyet alanlarının yerli ve yabancı özel sektöre açılması i) Bankacılık sisteminin ve sermaye piyasasının yabancı sermaye giriş-çıkışını kolaylaştıracak şekilde düzenlenmesi j) Yabancı sermaye yatırımlarını teşvik amaçlı tedbirler alınması Sosyal devlet; İkinci Dünya Savaşı sonrası 1945-1975 yılları arasındaki 30 yıllık dönemde, ulus devletlerin uyguladığı kapsamlı sosyal politika uygulamalarının sonucu olarak çıkmıştır. Bu altın çağ 1973’te petrol fiyatlarındaki artışla başlayan krizle sona ermiş, ancak kriz sonrası uygulanan neo-liberal politikalarla sosyal devlet anlayışı ve uygulamaları devam ettirilmiştir. Bu dönemde küreselleşme süreci olumsuz etkilenmiş ve yön değiştirmiştir. Küreselleşme sosyal devlet anlayışını zayıflatsa da, bu süreç sosyal politika uygulamalarını dönüştüren hatta güçlendiren uygulamaları da beraberinde getirmiştir. Küreselleşme ve Sosyal Politika Sorunları Küreselleşme sürecinin hâkim olduğu 1980 sonrası dönemde öne çıkan sosyal politika sorunları küreselleşmeye dayandırılmıştır. Bu dayanağı da özellikle küreselleşmenin hâkim felsefesi liberalleşme serbestleşmeyi sağlamaya yönelik düzenlemeler dolayısıyla vazgeçilen sosyal politika uygulamalarından alır. Küreselleşme, Eşitsizliklerin Artışı ve Yoksulluk: Küreselleşme, tarihin her dönemi var olan, dünya çapındaki eşitsizlikleri azaltmamış aksine artırmıştır. Bu artışa yönelik verilerin bir kısmı Dünya Bankasına aittir. Dünya Bankası verilerine göre dünyanın en zengin ülkeleri ile en fakir ülkeleri arasında kişi başına düşen gelir bakımından var olan fark 1970’lerde 30 kat iken 1990’lı yıllarda 70 katın üstüne çıkmıştır. Küreselleşmenin yarattığı eşitsizlik her bölge ve ülke için aynı değildir. Örneğin, Doğu ve Güney Doğu Asya ülkelerinde küreselleşme olumlu etki yaratmış, yoksulluk oranı önemli ölçüde düşmüş iken, Batı Asya ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğuna üye ülkelerle, Güney Doğu Avrupa ülkelerinde aynı durum söz konusu değildir. Yaşanan küresel krizler eşitsizlikleri artıran ve derinleştiren bir etkiye sahiptir. Eşitsizlik sadece gelişmiş ülke toplumları ile gelişmekte olan ülke toplumları arasında yaşanmaz aynı zamanda ülke içinde de problem oluşturur. Artan eşitsizlik ve gelir dağılımındaki bozulma yoksulluk sorununu da derinleştirmiştir. Küreselleşme, İşgücünün Yapısındaki Değişme, İstihdam, İşsizlik ve Enformel Sektör: Sanayi ekonomisinden hizmet ekonomisine geçiş, işgücünün sektörel yapısı ve statüsündeki değişmelerin yanı sıra işgücüne katılım oranlarını ve yapısını da değiştirmiştir. Gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde öncelikle tarım sektöründen sanayi ve hizmetler sektörüne hızlı bir işgücü göçü gerçekleşmiştir. İşgücünün yapısındaki bu değişme, ülkelerin küreselleşme sürecinde üstlendikleri role bağlı olarak değişmektedir. Hizmet sektörünün büyümesi şehirlerde kadın işgücünün daha yüksek oranlarda işgücüne katılmasını da beraberinde getirmiştir. Bu aynı zamanda esnek çalışma şekillerini ve özellikle gelir güvencesizliği, kısmi süreli istihdam ve düzensiz çalışma olarak tanımlanabilecek atipik istihdamı da arttırmıştır. Atipik çalışma özellikle hizmet sektöründeki işlerin özelliği gereği kısa süreli ve esnek zamanlı çalışmak isteyen kadınların, öğrencilerin ve engellilerin tercih ettiği istihdam şekli olarak gelişmiştir. Küreselleşmenin getirdiği rekabet baskısı ile işyerlerinde maliyet düşürmeye yönelik arayışlar nedeniyle ve düzenli istihdamın getirdiği maliyet ve sosyal yüklerden kaçınmak amacıyla, işverenler özellikle “taşeronlaşma” atipik çalışma biçimlerini tercih etmeye başlamışlardır. Bunun yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde 1970’li yıllarda hızlanan şehirlere göç ile sanayi ve hizmetler sektörünün istihdam yaratma kapasitesinin yetersizliği dolayısıyla düşük verimli işlerin yoğun olduğu informel - kayıt dışı sektör ortaya çıkmıştır. İnformel-kayıt dışı sektör, genel olarak verimliliği düşük işler olduğu için çalışanlar için ücretlerin düşük, çalışma sürelerinin uzun, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yetersiz, iş güvencesinin olmadığı
işlerde çalışmak anlamına gelmekte ve “çalışan yoksul” üreten sorunlu bir sosyal politika alanını oluşturmaktadır. İnformel-kayıt dışı sektör, gelişmekte olan ülkelerde geçici süreli değil, kalıcı ve hatta en büyük sektör haline gelmiştir. Küreselleşme sürecinin sonucu olarak yaratılan yeni üretim ağları, işgücü piyasalarında karşılıklı bağımlılıklar yaratmıştır. Üretimin değişik safhalarının ve nihai ürünün parçalarının değişik ülkelerde ve işyerlerinde gerçekleştirilmesi, bir ürünün üretim aşamasında çok sayıda ülke işgücünün ortaklaşa çalışmasını gerektirmektedir. Ancak bu, çok ucuz işgücü ve güvencesiz çalışan problemini de beraberinde getirmiştir. Dünyada toplam işgücü 3,3 milyar olup toplam işsiz sayısı 197 milyondur. Gelişmekte olan ülkelerde işgücü içinde bulunan 900 milyon kişi günlük 2 doların altında bir gelirle yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Bu rakam önümüzdeki 10 yılda 400 milyon ilave katılımla 1,3 milyar olacak ve bu büyüklükteki düşük ücretli, güvencesiz çalışan işgücü dünyanın en önemli sosyal problemini oluşturacaktır. Benzer şekilde, küresel düzeyde genç işsizliği yetişkin işsizliğinden 3 kat daha fazladır ve bu olgu toplumlarda geleceğe yönelik güven duygusu yaratma ve toplumsal huzurun sağlanmasına yönelik en ciddi tehdit kaynağını oluşturmaktadır. Yeni küresel ekonomik yapının istihdam bakımından dikkat çeken bir başka özelliği ise “istihdam yaratmayan bir büyüme” gerçekleştirmesidir. Bu olgu, yeni istihdam yaratma kapasitesinin düşmesi şeklinde görülmekte, büyüyen ancak istihdam yaratmayan yeni bir küresel ekonomik yapıyı betimlemektedir. Bu oluşumda teknolojideki gelişmeler çok önemli bir rol oynarken, işverenlerin kriz sonrası dönemlerde yeniden kriz olabileceği beklentisi ile yeni istihdamdan kaçınmaları da önemli bir faktördür. Küreselleşmenin istihdam piyasasına yönelik belirgin başka bir etkisi de uluslararası emek göçü üzerinde olmuştur. Haberleşme ve ulaşım imkânlarının artışı, televizyon yayıncılığı ve internet ile uzak mesafelere erişimin kolaylaşması emek göçünü artırmıştır. Çeşitli faktörler dolayısıyla emek göçü insan göçüne dönüşmüş, çalışmak isteyenler kendi ülkelerindeki olumsuz faktörlere bağlı olarak aileleri ile birlikte gelişmiş ülkelere göç etmeye başlamışlardır. Küreselleşme, Endüstri İlişkileri Sistemi ve Sendikalaşma: Her ne kadar endüstri ilişkileri sisteminde yaşanan değişimi yalnızca küreselleşmeye bağlamak veya küreselleşme ile açıklamak mümkün olmasa da, küreselleşme sürecinin diğer faktörlerinin yanı sıra, onlarla birlikte ve bazen de onlardan bağımsız olarak endüstri ilişkileri sistemini etkilediği de bir gerçektir. Bu etkileri ve sonuçlarını aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür:


''Bütün kadınlar çiçektir.Birisi KARANFİL''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://muhtesimturhan.yetkinblog.com
Muhtesim
Admin
Admin
avatar

Ruh HaLi :
Hangi ülkedensiniz :
Mesaj Sayısı : 4070
Nerden : istanbul
Teşekkür Sayısı : 9209
Kayıt tarihi : 30/10/08

DoSt GüLLeRİ
ŞİİRLERİM: 22

MesajKonu: Geri: Küreselleşme ve Günümüz Sosyal Politika Sorunları / sosyal politika ders özetleri   Paz Ocak 03, 2016 6:57 am


• Çalışma hayatını düzenleyen sosyal hukukun, özellikle iş hukukunun küresel rekabet endişesiyle değiştirilmesi endüstri ilişkileri sistemini doğrudan etkiler. • Kamu işyerlerinin özelleştirilmesi sendikalaşma oranlarını ve toplu sözleşmeli çalışan sayısını düşürür. • Kamu ve özel sektördeki taşeronlaşma uygulamaları sendikalaşma ve toplu pazarlık sistemini doğrudan olumsuz etkiler. • Çok uluslu şirketlerin ulusal düzeyde örgütlenmiş sendikalara karşı toplu pazarlık masasına oturması toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde güç dengesini işverenler lehine değiştirir. • Esnek çalışma şekillerinin artması ve atipik istihdamın yaygınlaşması önce sendikalaşmayı zayıflatır, sonra toplu iş sözleşmeli çalışan kapsamını daraltır. Endüstri ilişkileri sistemi güçlü sendikacılık ve toplu pazarlık sisteminin etkinliği üzerine kuruludur. Endüstri ilişkileri sisteminin küreselleşme süreci ile ortaya çıkan en büyük engeli sendikaların zayıflaması ve toplu pazarlık sisteminin kapsamının daralması ve etkinliğini kaybetmesidir. Sendikalaşma oranlarının düşmesi gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan tüm ülkelerde görülen genel bir gelişmedir. Bu gelişme yalnızca çalışanları olumsuz etkilememekte, aynı zamanda birer sivil toplum örgütü olarak sendikaların demokratik süreç dışında kalmaları sebebiyle demokratik rejimin gelişmesinin zayıflaması ve geniş toplum kesimlerinin demokratik karar süreçlerine katılımlarının azalması sonucu bütün toplumu olumsuz etkilemektedir. Küreselleşme ve Sosyal Güvenlik Sistemleri: Sosyal politika anlayışı bakımından kesinlikle kabul edilemez bir gerçek olarak, günümüzde dünya nüfusunun yalnızca %20’si yeterli sosyal güvenlik garantisine sahiptir ve dünya nüfusunun yarısından fazlasının ise en temel insan haklarından biri olan sosyal güvenlik bakımından hiçbir güvencesi yoktur. Sanayi toplumlarının gelişiminden itibaren, sanayileşmiş ülkeler sosyal sigorta sistemi ile önce çalışanlara, daha sonra bütün nüfusa kapsamlı bir sosyal güvenlik garantisi sağlamış, zaman içinde sosyal güvenlik sistemleri sosyal devletin temelini oluşturmuştur. Buna bağlı olarak da sosyal güvenlik harcamalarının milli gelirden aldığı pay yıllar içinde kademeli olarak artmıştır. Ancak küreselleşmenin bir başka sonucu olarak, 1970’lerden sonra neoliberal politikalarla birlikte nüfusun yaşlanması, sağlık harcamalarındaki artış, yüksek oranlı ve kronik hâle gelmiş işsizlik sanayi toplumu sosyal güvenlik sistemlerine yönelik değişim taleplerini güçlendirmiş ve yeniden yapılanma önerilerini doğurmuştur. Buna göre, sosyal güvenlik garantisi sağlama yükümlülüğü devletten bireylere aktarılacak, devlet ancak kendi imkânları ile bu garantiyi sağlayamayacak olanlara “asgari seviyede”


''Bütün kadınlar çiçektir.Birisi KARANFİL''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://muhtesimturhan.yetkinblog.com
 
Küreselleşme ve Günümüz Sosyal Politika Sorunları / sosyal politika ders özetleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz
.Sözüm Ona. :: SoSyoLoGLar SokaĞı-
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderBuraya geçin: